

Makroorganizmalar ve mikroorganizmalar doğada birlikte yaşarlar. Bu yaşam, bazen iki tarafın uyumu içinde gerçekleşirken çoğu zaman da bir varolma savaşı verilir. Mikroorganizma makroorganizmayı işgal etmek ve yayılmak ister, makroorganizma da çeşitli savunma araçları geliştirerek bu işgale karşı koyduğu gibi, saldırgan mikroorganizmayı da yok etmek ister. İşte Mikrobiyoloji’nin amacı da budur. Bu amaca ulaşabilmek için mikroorganizmaları (bakteri-virüs), fungusları, protozoaları ve diğer büyük parazitleri tanımak, yapılarını, ürettikleri toksinleri, kimyasal ve patojenik özelliklerini v.b. ortaya çıkarmak gerekir.
Öte yandan bunların bulaşması durumunda ortaya çıkabilecek hastalıkların nasıl tanınacağı, antijenle temas sonucu oluşacak antikorların tanıda kullanılmak üzere nasıl ortaya konacağı, bizzat etkenin nasıl ve nerelerden izole edilebileceği sorunu da Mikrobiyoloji’nin temel konularının başında gelmektedir.
Sonuç olarak, bu savaş sonsuza dek sürecek bir savaştır. Çünkü bir taraftan mikroorganizmalar, özellikle de virüsler genetik yapıyı değiştirerek (mutasyon) farklı bir özellikle saldırırken, insan da teknolojinin tüm imkanlarını seferber ederek karşı saldırıya geçmektedir. Günümüzde kullanılan Antibiyotikler ve Antiviral ajanlarla, bakteri ve virüs aşılarıyla bu savaş başarıyla sürdürülmektedir.
Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı